Truva Atları

 

.......

.......

........

Radyonun sesini kısmak için doğrulup bir yandan da konuşmaya başladı.

-Bazen sözlerin hiç anlamı yoktur ya da olsa da önemsenmez ya... 

Dinlediğimiz müzikler ve sözlerinden bahsediyorum tabii... 

Ezginin bizi alıp kucakladığı, sarıp sarmaladığı bir durum değil aslında anlatmak istediğim ve örneklendirmeye çalıştığım...

Daha çok, derinlerimizde kodlanmış gizli bir örüntüyü uyandırıp, bu uyanışın getirdiği ardışık ve sistematik hal ve duyguların yoğunlaştığı bir durum aslında anlatamadığım...

Bu gizli ve derinlerdeki yapı özümüz müdür ya da özümüzün müdür?..

Zor sorulardan biri daha...

''İnsanca, pek insanca'' durumlar mıdır bu zaman zaman yaşananlar?

Dogmalardan ve sürü ahlakından kurtulmuş bireylerin bu tip bir durum yaşaması korkutucu gelir bazen...

Derin düşünce boyutuna geçildiğinde, benzer örüntülere sahip olmak; aslında öze işlenmiş (aslında ve dahi işlenmekte olan) ve sürdürülmekte olan kolektif düşünsel evrim sürecinin Truva atları olarak karşımıza çıkmaktadırlar.

Konuşmanın bu noktasında dinleyici daha fazla dayanamayıp bir elinin parmakları ile tutmakta olduğu tempoyu bozmadan söze atıldı;

-İlginç bir tespit ama eksikleri var. Bu örüntülerin Truva Atı olduğunu nasıl fark edeceğiz?

...

-Kendi düşünce kalıplarımızda bir yabancının izlerini hissettiğimizde, işte uyanış orada başlıyor denebilir.


Radyo birden cızırdamaya başladı...

Rüzgar, kuzeyin serinliğini ovadaki yeşil otlara taşırken, çıkardığı uğultularla ruhlarımızı da dinlendiriyordu. 

Uykuya dalmak ve cevapların önüne türlü hikayelerle serileceğini umduğu düşlerine bir an önce ulaşmak istiyordu. 

-Bir kadeh şarap daha?

......

......

Süren Yapıt

MBM 

21.07.2025






                                            

Yorumlar