Elma Kurdu

Elma Kurdu

.....
.....
Düşünülen belirlenmiş eylemleri sürdürebilme yeteneğinden yoksun gözüken bilinçlerin, aynı an içinde ve süregelen anlar içerisinde gözlemlendiğinde, "kişiliksiz" olarak nitelendirilmesi yanlış ve dar açılı bir yaklaşımdır.
Tabii olarak farklı anlar içindeki davranış ve tepkilerinin tüm anlar için aynı olamayacağı açıktır. Sanırım bu herkes tarafından da kabul görür. Fakat çoğunluğun düşüncesi şudur ki; bu farklı anların birbirine eklenmesi ile oluşmuş yaşamları içinde insanlar bütünün büyük bir kısmında benzer hareketlerde bulunurlar. "Oturmuş bir kişilik" kavramı çoğu zaman bahsedilen düşünceyle doğar ve onsuz olmaz.
"Oturmuş bir kişilik" nedir? Kelimelerin gerçek anlamına ulaşmaya çalıştığımızda çok önem verdiğimiz ve kendimizde olduğunu sandığımız veya çoğu zaman olmasını istediğimiz bu niteliğin değeri ne olacaktır?
"K. oturmuş kişiliği ile 70 yıl yaşadı ve insanlar arasında her zaman saygın bir yeri vardı." cümlesini duymuş olsak ve K.'yı hiç tanımasak ne düşünürdük?
Birisi şöyle düşünebilir: K. yükselmiş bilincine rağmen davranış ve tepkilerini tevazu içinde en alçak seviyede tutabiliyordu (Yani oturmuştu (bireysel nitelik kazanımı)). İnsanlar arasında saygın bir yeri vardı (Yani insanlar arasında da bir yere oturmuştu (toplumsal nitelik kazanımı)). 
Ama kaldı ki insanların onun için kendi aralarında açtıkları yer sadece bir potansiyeli de ifade ediyor olabilir. Çünkü K.'yı ben tanımıyorum ve insanların gözlemlerine güvenmiyorum. Bu yüzden de "İnsanlar arasında saygın bir yeri vardı." cümlesini değerlendirmekten uzak kalmam gerekir. Fakat cümlenin başında geçen ve K.'ya yüklenen "oturmuş kişilik" kavramı daha belirlenmiş bir olgu gibi görünmektedir. Bu yüzden de şöyle düşünürüm: "K. insanlar içinde saygın bir yere sahipti ama bu sahip olma durumunu hiç kullanmadı. Sahip olduğu yere oturmayı tercih etmedi ama sonuçta o yere sahipti. Onun tercihi daha çok kendi iç huzurunun tırmanmış olduğu yüksek bir dorukta dinlenebilmesini sağlamak için o yükseklikte oturmaktı. Ulaştığı yükseklik bilincinin ulaştığı yüksekliğin yanındaydı.
Böylesine iniş çıkışlı ve devinimli bir anlar dizisinin son noktası olan o huzura eriş ve sahip olunan yüksek bilincin o anki durumu ve süregelecek anlardaki sabit mutluluğa ermişlik pozisyonu "oturmuş kişilik" olarak görülmüşse ne mutlu o insanlara! Fakat oturmuş kişiliğin yaşamın çocukluktan sonra gelişmesi gereken bir parçanın ölüm noktasına kadarki değişmezliği kastediliyorsa gülerim o insanlara!
Sirkülerdir yaşam!
Çocukken duyduğumuz ama bilgisizce, bilinçsizce duyduğumuz huzur, uzun uğraşlardan ve sıkıntılardan sonra kazanabileceğimiz yüksek bilinç tarafından çoğu zaman yaşlılıkta ortaya çıkmaktadır. Peki öyleyse bu huzurla başlayıp huzurla bitmesi gereken döngümüz içinde bir sonuç ortaya çıkmıyor mu?
Sonuç oldukça açıktır...
Ya güneşin aldatıcı ışığı altında farklı bir ışık aramaktan uzak bir şekilde bilinçsizcesine yaşar ve hiçbir şeyin farkında olmadan cehaletin verdiği bir mutlulukla yaşamımızı noktalarız ya da başlangıç ve bitişte duyumsadığımız huzur arasındaki o gereksiz bölümü hayatımızdan çıkarırız.
Çoğu insan böyle bir düşüncenin çok kötü belki de aptalca olduğunu düşünecektir. Ama şu da var ki, bir elma kurdu için tek gerçek bir elmadır. Ben de zaten bu elma kurtlarına seslenmiyorum...

Not:
("Sürmekte olan yapıt" içerisinde yer alan karakterlerden birinin düşüncelerini anlattığı kısımlardan biri)

Yorumlar